19 Eylül 2018 Çarşamba

günİzi

Günizi derin dondurucudan ağrıyan bileğine buz almak için açtı dolabın kapağını, buza uzandı, kabın yanındaki poşete takıldı gözü. buz kabı ayağına düşünce kalbine bastı iki elini birden.ıspanaktı alt tarafı buzdolabındaki, Emir’ in evi terk etmeden evvel yaptığı son yemekten kalan bir gıdım ıspanak.

eli telefona gitti whatsapp’ı açtı iletisine “alt tarafı ıspanak ulan” diye yazarak onu değiştirdi. ne ağrıyan bileği umurundaydı şimdi ne de buzun düşüp kanattığı ayağı. odasına gitti ve bilgisayarını açıp Emir’in ona yazdıklarına ulaştı klasörler arasında. bir esrarkeş gibi, ekrana bakarak kendisine yazılanları içine çekti okuyup okuyup; rahatladı sonra, inandı yeniden, o yaşananların gerçekten yaşandığına. halbuki terapisti ona "sana Emir’i hatırlatan her şeyden uzaklaş; gerekirse sana yazdıklarını sil, hediyelerini de bir daha görmeyeceğin şekilde yok et..." demişti. ama buzdolabındaki o bir gıdım ıspanak gözden kaçmıştı işte... alt tarafı ıspanak ulan...

sBrY 
19.09.2018 
( ben ve birkaç kişi daha isimli kitaptan )

17 Eylül 2018 Pazartesi

gÜnizi

-sen nasıl bu kadar bahar kalabildin, dedi adam; odun çıtırtıları arasında sesi yankılanmıştı.
sadece gülümsedi Günizi ve radyodan yükselen müzik ile şaraplarını yudumladılar, cevapları umursamayarak...
bu anı, yıllar sonra bir sobanın çıtırtısında tekrar hatırlayacaktı...
adamın çekip gitmesinden sonra annesinin soğuk taştan dizlerine yaslanıp soracaktı.
-dondurma yedikten sonra su içiyordum tamam da ya aşık olduktan sonra ne yapıyordum anne? diye...

sBrY
17.09.2018
( ben ve birkaç kişi daha isimli kitaptan )